Anasayfa | Özgeçmiş | Çarpıcı faaliyetler | Akademik çalışmalar | Stratejik Dosyalar | Çalışma Grubu



3. On Üç Yılda Ne Değişti? Üniversitelerimizin Durumu
(Zaman: 31.12.1996)

Prof. Dr. Mehmet YAMAN

Fırat Üniversitesi, Fen-Ed. Fak. Kimya Bölümü-Elazığ
Editor-in-Chief, International Journal of Pure and Applied Chemistry (IJPAC)
E-mail: myaman@firat.edu.tr , Tel: 05323059845



Universite denince; bir ulkenin dunyadaki bilimsel gelismeleri izleyen ve o ulkenin teknolojik gelismesinin temelini olusturan kurum hatira gelir. Her ne kadar bizdeki universitelerde yapilan yuksek lisans ve doktora programlariyla 1960'li yillara kadar olan dunyadaki bilimsel gelismeler izlenebiliyor ise de bu duzeydeki arastirmalarla; degil gelismis ulkelerin bilimsel duzeylerini yakalamak, gelismekte olan ulkeler bile yakalanamaz.

IL		 1992	 1993	 1994	 1995
		 SCI'e	 SCI'e	 SCI'e 	 SCI'e
		 giren 	 giren	 giren 	 giren  
		makale	makale	 makale	makale
Ankara		639	  685	  820	  994
Istanbul	319	  294	  375	  455
Izmir	  	47	  63	  80	  162
Trabzon	  	43	  32	  40	  64
Adana	  	44	  41	  43	  57
Kayseri	  	23	  41	  39	  51
Erzurum	  	44	  37	  27	  45
Antalya	  	15	  16	  19	  41
Samsun	  	14	  14	  28	  37
Konya	  	16	  17	  28	  37
Bursa	  	17	  11	  16	  31
Elazig	  	12	  5	  6	  23
Malatya	    	6	  2	  18	  21
Sivas	    	4	  13	  20	  17
Diyarbakir  	12	  15	  6	  19
Mersin	    	0	  0	  2	  4
        
Dunyanin hicbir yerinde bir ulke gosterilemez ki; - 1. sinif bilim ve teknik adamlardan,

- Bilimsel dusunceyle donatilmis idarecilerden,

- Mutesebbis ve tecrubeli isadamlarindan, olusmus bir kadroya sahip olmadan kalkinmis olsun.

Yine dunyada hicbir ulke gosterilemez ki boyle bir kadroya sahip halde kalkinmamis olsun. Sanayilesmis ulkeler incelendiginde bunlarin sanayilesme surecine girmeden once her bakimdan gelistikleri gorulur.

Ornegin Avrupa'da ilk sanayilesen ulke Ingiltere'dir. Bu ulkede sanayilesme hareketi 17501850 arasinda baslamistir. Bu donemden once Ingiltere'de her alanda dunyaca unlu bircok alim ve kasifler yetismistir. Bunlardan Gelber (William); Napier (veya Neper), Harwey (William), Newton, Cavendisch, Davy, Rumford, Dalton, Faraday, Joule ve daha cok kisi sayilabilir.

Fransa'nin sanayilesmeye baslamasi 1820-1860 arasidir. Bundan once Fransa'da yetismis 1. sinif ilim, fikir, sanat ve teknik adamlardan Lavoisier, Pascal, Fermat, Decartes, Carnot, Gaylussac, D'alamet, Lamarck, Laplace, Lagrance, Ronsard, Ampere vs. gibi 100 kisi sayilabilir.

Almanya'nin sanayilesmeye baslamasi 1860-1900 arasidir. Cok sayida bilgin arasinda Kepler ve Kibnitz sayilabilir.

Cinliler, ihtilali izleyen 10 yil icinde diger alanlarda oldugu gibi sadece jeolojide 23 bin uzman eleman yetistirmislerdir.

Rusya'da bilim ve teknik alanlarinda yetistirilmis uzmanlarin (mutehassis) sayisi 1970'lerde 2 milyonun ustundeydi.

Bugun Israil ve Almanya, kalkinmasini ve basarilarini uzmanlasmis insan gucune borcludur.

Ulkemizde ise uzman grubuna giren doktora yapmis kimselerin cogu universitelerde kaldigi dikkate alindiginda bunlarin sayilari cok kucuk kalmaktadir.

Butun bunlara paralel olarak;

Isvicre'de 1900 senesinde bin hasta cocuktan 134'u olurken, 1966'da 17 cocuk ve bugun daha azi olmektedir.

Turkiye'de ise bu oran 1982'de binde 123'tur.

Universite denince; bir ulkenin dunyadaki bilimsel gelismeleri izleyen ve o ulkenin teknolojik gelismesinin temelini olusturan kurum hatira gelir. Her ne kadar bizdeki universitelerde yapilan yuksek lisans ve doktora programlariyla 1960'li yillara kadar olan dunyadaki bilimsel gelismeler izlenebiliyor ise de bu duzeydeki arastirmalarla; degil gelismis ulkelerin bilimsel duzeylerini yakalamak, gelismekte olan ulkeler bile yakalanamaz.

Hicbir sekilde layik olmadigimiz bu aglanacak halimize nicin geldik?

Yillarca ve bugun hala universiteler, arastirma ve bilim merkezi degil de "kurtarilacak bolge (kimden kurtarilacaksa?)", "ele gecirilmesi gereken kurum" olarak gorulmektedir. Ozellikle universite rektorlerinin ogretim uyelerince secilmesi uygulamasindan sonra gercekten caliskan ogrenciler degil de, gelecekte oy deposu olabilecek olan tembel ogrenciler, universitelerde ogretim elemani olabilmekte ve 1940'li, 50'li yillarda degisik ulkelerde yapilan bugun hicbir onemi olmayan ve hatta ulkemizde de cogu daha once yapilan arastirmalari yuksek lisans, doktora tezi olarak tekrarlayabilmektedirler. Bunlari basarili gostermek icin gerekli uc kisilik juri uyeleri de ayni bilim dalinda olsalar bile ayni anabilim dalinda olmayan ve o sahada yayini bulunmayan ogretim uyelerinden secilebilmektedir. Bu ve buna benzer sorunlardan hicbir universitemizin uzak olmasi kanimca imkansizdir. Asagida gorulen universitelerimizin bulundugu cesitli sehirlerde 1992 ve 1995 yillarinda SCI'e (Science Situation Index) giren dergilerde yayinlanan makale sayilari da bu fikri desteklemektedi Bu problemin cozulmesi icin:

a) Bugun KIT haline gelen universitelere alinacak arastirma gorevlilerinin kesinlikle OSYM veya TUS gibi merkezi bir sinavla alinmalari ve mulakat denilen tamamen torpil anlamina gelen sozlu sinavin kaldirilmasi.

b) Yuksek lisans ve doktora ogrencilerinin de merkezi sinavla alinmalari.

c) Ozellikle doktora savunmalarindaki juri uyelerinin sayisinin 5'e cikarilmasi ve ayni anabilim dalindan secilmesi sartinin getirilmesi.

d) Sinavsiz bazen de bransla ilgisiz atamalarin yapildigi ogretim gorevliligi kadrolarina ya arastirma gorevliligi gibi sinav sartinin getirilmesi veya bu kadrolarin kaldirilmasi.

Eger universitelerimizden bilimsel arastirma beklenecekse hic zaman kaybetmeden bu onlemlerin alinmasi gerekmektedir. Aksi takdirde bugun yasadigimiz gibi;

1- Bilimsel arastirma yapacak elemanlar en caliskanlar arasindan degil, yonetime oy verecekler arasindan secilmeye devam edilecektir.

2- Ulkemizin arastirma duzeyi degil, Ispanya gibi gelismekte olan ulkelerle Misir gibi Ortadogu ulkeleriyle karsilastirilmaya devam edilecektir.

3- 'Ogretim Gorevlisi' adi altinda hicbir akademik calismasi olmayan kimseler hemen hemen her fakultede ders vermek uzere atanmaya devam edilecektir.

4- Kagit uzerinde trilyonlarca lira odenerek alinan, ancak kismen demode olmus, cogu gercek fiyatin cok uzerinde mal olan (Ingiliz kredisi ile alinan cihazlar gibi) cihazlarin cogu ya ambalajindan cikarilmadan bekleyecek veya kullanabilecek eleman bulunmadigindan atil kalacaklar.

Ulkemizin bilimsel arastirma duzeyini artirmakta TUBITAK'in da etkisi vardir. 1992 ve 1993'te Misir'in makale sayisi ulkemizden fazla iken 1994 ve 1995'te Turkiye'nin makale sayisinda ciddi bir artis olmasi 1993'te TUBITAK'in yururluge koydugu A ve B grubuna gore yayinlari parasal olarak desteklemesiyle ilgilidir. Ancak bu destek her yil enflasyon oraninin cok altinda artirildigindan cazibesini kaybetmektedir. Bu konuda hukumete dusen gorev hem uluslararasi dergileri gercek kalitelerine gore A ve B siniflarina ayirma hem de destek miktarini en azindan yayin sahibinin eline gecen maas olarak belirlemektir. Boyle bir uygulama 4-5 yilda ulkemizin SCI'e giren makale sayisinda bir patlama yapacagi kanaatindeyim.


<<<